Sözleşmeli öğretmenden Başbakan’a mektup!...
Öğretmen okurumuz gönderdiği elektronik postada sözleşmelilere yapılan haksızlıkları bakın nasıl anlatıyor...
Sayın Başbakanımız sözleşmeli olmak kendi tercihinizdir, isterseniz istifa edebilirsiniz diyor. Branşımda 2003 yılında 2500 kadrolu öğretmen alımı yapıldı ve 70 puanla kadroya atanan arkadaşlarım oldu. 2004 yılında mezun olduğumda kadrolu öğretmen alımı 500 e düşürüldü ve insan haklarıyla ve adaletle bağdaşmayan sözleşmeli öğretmenliği icat eden hükümetimiz sayesinde 73 puanla sözleşmeli öğretmenliği TERCİH ETMEK ZORUNDA bırakıldım. Bu sene 55 bin kadrolu öğretmen ataması yapılacağı ve sözleşmeli öğretmen alımı olmayacağı söyleniyor. Peki, bu sene sözleşmeli olmak isteyenleri niçin sözleşmeli yapmıyorsunuz? Madem ki isteğe bağlı (!)
Şimdi Başbakanımıza sormak istiyorum. Biz kendi isteğimizle mi sözleşmeli öğretmenliği tercih ettik, yoksa siz mi bizi sözleşmeli köleliğe mahkûm ettiniz? Bunu anlamak için Arif olmaya gerek yok.
Kimse “ o halde çalışın,KPSS den 90,100 puan alın, kadroya geçin” demek gibi acizane bir cevap vermeye kalkmasın, çünkü bunun cevabını da hemen vereyim. Sayın Hüseyin Çelik 3 yıl önce 3 sene görev yapan sözleşmeli öğretmenlerin koşulsuz kadroya alınacağı sözünü vermişti. Ardından Sayın Çubukçu da sözleşmeli öğretmenliğin çalışma barışını bozduğunu itiraf ederek tüm sözleşmelilerin kadroya alınacağını sözünü vermişti. 3 senedir kadro verileceğini düşündüğü halde kim bir taraftan haftada 30 saat derse girip, bir taraftan ailevi sorunlarla uğraşırken, bir taraftan da KPSS ye çalışabilir? Hem de hükümetimiz sayesinde 350.000 açıkta kalan öğretmen adayı dershanelere milyarlarca para vererek KPSS ye hazırlanırken. Hani 2001 de Ecevit i eleştiriyorduk? Bırak öğretmenlerimiz çalışacağı okulu kendi seçsin diyorduk?
Biz zaten KPSS den aldığımız puan üstünlüğüne göre, kadrolu pozisyonlar hükümetiniz tarafından sözleşmeli pozisyona dönüştürüldüğü için yıllardır bu mağduriyetleri yaşıyoruz. Yani anlayacağınız gibi ( bu haliyle ) her türlü haktan mahrum bırakılan çağ dışı ve insanlık dışı sözleşmeli öğretmenlik uygulaması bizim kendi tercihimiz değil, oylarımızla bizim huzur ve refah seviyemizi yükseltmek için başımıza seçtiğimiz siz, hükümetinizin tercihidir.
Bildiğiniz gibi 12 Haziranda Genel Seçimler var. Ama madem ki KENDİ TERCİHLERİMİZ bizi bu hakka, hukuka ve eşitliğe sığmayan zalimce uygulamaya mahkûm etti, o halde biz sözleşmeli öğretmenler ve ailelerimiz de 12 Haziranda KENDİ TERCİHLERİMİZİ tekrar gözden geçirmek zorunda kalacağız.
Gelinen noktada Adalet ve Kalkınma Partimizin isminden çok uzaklaştığını üzülerek görmekteyiz. Çünkü 2006 dan beri çalışmakta olduğum kurumda ne adalet gördüm ne de kalkınma. Şimdi kalkıp Sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarından filan da bahsetmeyeceğim. Çünkü bunları yıllarca haykırdık ancak ne duymak isteyen oldu ne de dinleyen.
Sözümü Başbakanımızın meydanlarda sıkça söylediği bir sözle tamamlamak istiyorum. “ İnsanı Yücelt ki Devlet Yücelsin " Sözleşmeli personel politikasıyla insanları haklarından mahrum bırakarak, 2. sınıf insan konumuna sokarak ne insanın ne de devletin yücelemeyeceğini eminim ki en az benim kadar sizler de iyi biliyorsunuzdur.