Eğitim Ajansı Türkiye'nin en büyük eğitim sitesi , Eğitim Ajansı

ÖSYM'de Yine Sınav Skandalı; TUS-DUS Sonuçları Sil Baştan »
Son Dakika "Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi" Çalıştayı...     Çelik:'Milli Eğitim Bakanı Tornacı Başıdır'...     ABD'nin Tıp Eğitim Sistemi Değişiyor...     '12 Yıllık Eğitime Geçişte Geç Bile Kaldık'...     Bursa Bilimle Şenlenecek!...     'Endüstiyel Otomasyon Laboratuvarları Öğretmensiz Çürümeye Terkediliyor!'...     TUS-DUS Sonuçları Sil Baştan!...     Dünya Bu Türk Kızının Yazısını Konuşuyor!...     İşte Hükümetin Memura Yeni Teklifi!...     Okyanus Koleji Klasik Otomobil Meraklılarına Ev Sahipliği Yaptı...     Uzaktan Eğitimde ''Etudyo'' Sistemi...     Tarihte Bugün Neler Oldu?...     Üstün Yeteneklilere Özel Eğitim Modeli...     Burhan Kuzu Genç Bakış'ta Öğrencilerle Gündemi Tartışıyor......    
« Konuk Yazarlar
Ahmet Rasim Küçükusta

Ahmet Rasim Küçükusta

Profesörler bilim adamı değildir

"Bilim adamı, profesör, öğretim üyesi çoğu zaman birbiriyle karıştırılan, birbirinin yerine de kullanılan tabirlerdir. Gelin bugün bunların esasında ne manaya geldiğine bakalım; sıkça duyduğumuz “Bu adam nasıl profesör olmuş?” veya “Bu adamı kim profesör yapmış?” gibi sorulara cevaplar arayalım. "

Bilim adamı herhangi bir bilim dalında bilimle uğraşan kişilere verilen geniş kapsamlı bir isimdir. Bu bilim dalı fizik, kimya, astronomi, biyoloji, tıp ya da başka bir şey olabilir.

Yukarıdaki tarife göre de üniversitelerimizin tıp fakültelerinde bir tıp dalında öğretim üyesi olanlara vazifeleri, unvanları, kaliteleri, başarıları ne olursa olsun bilim adamı denebilir ama bu hepsi tarafından hak edilmiş bir isim değildir.

Her yardımcı doçent, doçent veya hatta profesör “gerçek manada” bilim adamı olmadığı gibi, bilim adamı olmak için illâ profesör veya doçent olmak da icap etmez. Hiçbir akademik unvanı olmayan bir kişi ise pek âlâ bilim adamı olabilir.

Bilim adamı kime denir?

Bir üniversitede çalışmak, bilim öğretmek, hatta bilimsel yöntemleri kullanarak araştırmalar yapmak da bilim adamı olmak için yeterli değildir. Gerçek bir bilim adamı olabilmek için ille de “bilim üretmek” gerekir.

Buna göre de ülkemizde belki başka bilim dallarında olabilir ama tıp alanında bilim adamı olması bence pek mümkün değildir. Çünkü bilim adamı diyince asıl anlaşılması gereken kendini bilime vakfetmiş, sabahtan akşama kadar bilimle uğraşan; bilimden başka hiçbir şey düşünmeyen; bu alanda kaynak gösterilen araştırmaları, icatları, keşifleri olan kişileri anlamak gerekir. Bunların işleri güçleri gerçekten ve sadece araştırma yapmak ve bilim üretmektir.

Evet, tıp bilim adamları hasta bakmaz, nöbet tutmaz, muayenehaneye veya özel hastaneye gitmez, öğrencilere pratik yaptırmaz veya ders anlatmaz, idari işlere de karışmazlar. Ülkenin veya dünyanın sağlık sorunları da onların ilgi alanında değildir.

Emirlerinde özel araştırma laboratuarları, elemanları ve çoğu zaman da sınırsız maddi imkânlar vardır. Araştırmaları daima belirli bir konudadır ve belirli yöntemlerle yapılır. Mesela sadece hücrelerle veya sadece genlerle veya sadece belirli bir hastalıkla ilgilidir ve bunlar laboratuar şartlarında veya hayvanlar ya da insanlar üzerinde olabilir.

Bunlar birbirini izleyen araştırmalardır; birinden alınan sonuca göre yeni araştırmalar düzenlenir ve araştırmalar böylece zincirleme olarak uzayıp gider.

Bu araştırmalar sonucunda o güne kadar bilinmeyen bir şey ortaya çıkabileceği gibi doğru bilinen bir şeyin yanlış olduğu da gösterilmiş olabilir veya hiçbir şey de çıkmayabilir ama bu araştırmalardan biri eksik olduğunda bilim dünyasında bir boşluk olur.

Ben bir bilim adamı değilim

Mesela ben emekli bir profesörüm; tıp fakültesi göğüs hastalıkları bölümünde 30 seneye yakın bir süre çeşitli unvanlarla öğretim üyeliği yaptım, hasta baktım. Benden medyada zaman zaman bilim adamı olarak söz edilse de işte açıkça söylüyorum: “Ben bir bilim adamı değilim”.

Bizim tıp fakültelerindeki profesörlerin, doçentlerin neredeyse hiçbiri de bilim adamı değildir; bunlar da tıpkı benim gibi tıbbın belli bir alanında bilgi ve tecrübeye sahip olan, bu birikimlerini başkalarına öğreten ve hastalar üzerinde uygulayan kişilerdir. Bu kişilerin bilimsel yöntemleri kullanarak araştırmalar yapıyor olmaları da bunların bilim adamı olduğunu göstermez.

Doçentlik, profesörlük akademik unvanlardır. Bunun için önce bir tıp fakültesinde bir bilim dalında asistan olmak, belirli bir süre çalışıp uzman unvanını almak ve daha sonra da belirli “prosedürleri” yani işlemleri yerine getirmek gerekir. Bunlar tamamlanınca yardımcı doçent, doçent ve profesör olunur. Bunlar atla-deve değildir; bir yolunu bulup üniversiteye girmiş olan hemen herkesin başarabileceği şeylerdir.

Profesör mutlaka konusunu en iyi bilen veya tıbbi bir girişimi, bir ameliyatı en iyi yapan değil, belirli prosedürleri yerine getirmiş olan bir kişidir. Profesörlük kısaca bir prosedür yerine getirme işidir; çok da başka bir şey değildir.

Türk Dil Kurumu da profesör kelimesini “yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan öğretim üyesi” şeklinde tarif etmektedir.

Bu prosedürlerin ne olduğu ayrı bir konudur ama bunların içinde “iyi hekim” olmak ve “iyi öğretim üyesi” olmak gibi unsurların bulunması da şart değildir.

İyi hekim ve iyi öğretim üyesi olmak

Elbette, doçent veya profesör gibi bir akademik unvana sahip olan biri aynı zamanda iyi bir öğretim üyesi ve iyi bir hekim de olabilir ama iyi öğretim üyesi ve iyi hekim olmak profesör, doçent gibi unvanlara sahip olmakla doğrudan alâkalı değildir.

İyi öğretim üyesi olmak için öğrenme ve öğretme konusunda bilgi, kabiliyet ve heves sahibi olmak ve bu işten zevk almak gerekir.

İyi hekimlik için de tıbbın sadece bir bilim değil aynı zamanda sanat olduğunu da kavramış olmak ve tıp ahlâkına sahip bulunmak icap eder.

Tıp profesörleri, doçentleri ve uzmanlarının bilim adamları olmaması bunlara ihtiyacı olan kişiler yani hastalar için hiç de kötü bir şey değildir; hatta daha iyi bile olabilir. Çünkü gerçek manada bir bilim adamı için “hasta” değil “araştırma” daha önemlidir.

İyi bir doktor olmak için –başka bir deyişle bir hastaya en iyi sağlık hizmetini verebilmek için- akademik bir unvan kesinlikle şart değildir. Herhangi bir uzman doktor hatta herhangi bir pratisyen doktor yeri geldiğinde bir hastaya bir profesörden daha faydalı da olabilir.

Dünya çapında bir bilim adamı olmak, buluşlar yapmak başka bir şeydir bir hastayla baş başa kalınca yapılacak olanlar yani “icra-i tababet” bambaşka bir şeydir.

Gelelim neticeye

“Bu adam nasıl profesör olmuş?” veya “Bu adamı kim profesör yapmış?” gibi soruların cevabını bulduysanız beni ve yazıyı anlamışınız demektir.

Bookmark and Share

Diğer Yazılar

'Ortaöğretim Yönetmelik Taslağı Sorunlarla Doludur!' 01 Mayıs 2012 Salı 20:42
Meraklısına…! 27 Nisan 2012 Cuma 11:30
Duru Sularda Öğrenciydik! 25 Nisan 2012 Çarşamba 09:31
Yeni eğitim yasasının sorunlu yönleri 31 Mart 2012 Cumartesi 11:37
Kızlar Harem'e, Erkekler Selâm'a mı? 03 Mart 2012 Cumartesi 12:29
Türkiye Okul Öncesi Eğitimde Sondan Birinci 22 Şubat 2012 Çarşamba 10:05
Her Çocuk Kendi Kitabını Yazar! 17 Şubat 2012 Cuma 15:41
MEB, Okullarda ki Bilişim Teknolojisi Sınıfı Sayısını Açıkladı 02 Şubat 2012 Perşembe 10:36
'Din dersi de kaldırılsın o zaman' 28 Ocak 2012 Cumartesi 09:25
Süt Nasıl Aklanacak? 18 Ocak 2012 Çarşamba 09:40
En Tehlikeli Bulaşıcı Salgın 'KAYGI' 14 Ocak 2012 Cumartesi 11:15
Mükemmel Anneler! 08 Ocak 2012 Pazar 12:58
Profesörler bilim adamı değildir 19 Ağustos 2011 Cuma 09:32
SBS'de tercihler nasıl yapılmalı? 02 Temmuz 2011 Cumartesi 19:12
Üniversite tercihlerinizi yaparken aman dikkat! 27 Haziran 2011 Pazartesi 14:39
«  1 2 3 4 5  ...  » 

Diğer Haberler

"Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi" Çalıştayı

Çelik:'Milli Eğitim Bakanı Tornacı Başıdır'
Çelik:'Milli Eğitim Bakanı Tornacı Başıdır'

'12 Yıllık Eğitime Geçişte Geç Bile Kaldık'
'12 Yıllık Eğitime Geçişte Geç Bile Kaldık'

'Endüstiyel Otomasyon Laboratuvarları Öğretmensiz Çürümeye Terkediliyor!'
'Endüstiyel Otomasyon Laboratuvarları Öğretmensiz Çürümeye Terkediliyor!'

Uzaktan Eğitimde ''Etudyo'' Sistemi
Uzaktan Eğitimde ''Etudyo'' Sistemi

Burhan Kuzu Genç Bakış'ta Öğrencilerle Gündemi Tartışıyor...
Burhan Kuzu Genç Bakış'ta Öğrencilerle Gündemi Tartışıyor...

Üstün Yeteneklilere Özel Eğitim Modeli
Üstün Yeteneklilere Özel Eğitim Modeli

'600'den Fazla Öğrenci Cezaevinde'
'600'den Fazla Öğrenci Cezaevinde'

«  1 2 3 4 5  ...  » 
ajanslar
saat
21 Mayıs 2012 09:14
 
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gÖsterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü Özen gÖsterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yÖnetimi ve editÖrleri sorumlu tutulamaz.Yukarıdaki maddelerle ilgili sorularınız ve izin işlemleri için tıklayın
Copyright © egitimajansi.com, 2009
 
abbasguclu.com.tr RSS ve XML Beslemeleri